24 Ağustos 2009 Pazartesi

Innovative canavar...

Googlex projesine hep destek,tam destek!!!

Soysuzlar Çetesi…


Tarantino filmlerindeki,o komik,eğlenceli(bkz.kafa koparılması suretiyle elde edilen kan ne kadar da yoğun,fazla ve kırmızıdır.Çocukken kullandığımız sıkma boyalara benzer,istemeden de olsa hoşumuza gider ve belki de tüm şiddet sahnelerinde gözlerini kapatan ben,yüzümde hafif bir tebessümle bir psikopata bürünürüm ve Tarantino’nun şiddet sahnelerinde gözlerimi dört açarım) havayı sevsem de hayranı değilim.
“Inglourious Bastards” beni birçok yönüyle etkiledi.Film eleştirmeni gibi bu maddeleri doğru ,yakışan şekilde ifade edebileceğimi düşünmediğim için ,doğru anlatacağımdan emin olduğum kısmını anlatmaya çalışmalıyım sanırım.
Nazi Albay Hans Landa…Onu anlatmadan önce,neden filmin bendeki izlerinden “doğru anlatılabilecek” olarak bu karakteri seçtiğimi anlatmam gerek sanırım.25 senelik hayatım boyunca en kötü huyumun “ kararsızlık” olduğunu düşünmüşümdür.Bunu değiştirmek için adım attım,ne mutlu bana!Artık çok düşünmeden karar alıyorum ve aldığım kararların doğruluğunu tüm uygulama sürecinde düşünüp,uygulamayı mahvedip,güvenirliğimi yokediyorum. Karşımdaki insanları etkileyebilirim belki...Kararlarımı uygulayabilsem,kendime verdiğim sözlerden dönmesem...Ama bu Hans Landa dediğimiz adam,dediklerinin,yaptıklarının doğruluğuna o kadar emin ki(en azından eminmiş havasını iyi veriyor) ve o kadar güzel betimlemelerle olayı size aktarıyor ki şaşıp kalıyorsunuz.Akıllı olmanın yanısıra mimikleriyle ve sinir bozucu ses efektleriyle sizi iğrendirebilir. Ne istediğini biliyordur ve alacaktır.
Tüm film boyunca adamın oyunculuğuna ve karakterin kendinden emin sinir bozuculuğuna hayran kaldım.Ben de öyle olmak isterdim,uyguladığım alanlar farklı olsa da,öyle kendinden emin ve durumu iyi yöneten bir uyuzcuk olmak isterdim dedim kendi kendime.Bunu uygulayamadığım her durum için üzüldüm kendime.İkna edici ya da konuyu yönlendirici kişi olamadığım için.Film boyunca sürdü bu tuhaf his...
Taa ki filmin sonunda Hans kaba tabiriyle “göt” oluncaya dek...İşte o zaman kendi kendime şöyle dedim ; “Kızım batıyorsun,çıkıyorsun,sıçıyorsun ama filmin sonu güzel olacak”...
Umut güzeldir ...

(Bu arada eline sağlık Tarantino :) )

20 Ağustos 2009 Perşembe

Aklını alırım...


Sinüs eğrisi...

Sinüs eğrisi gibi olan ruh halim,tepede olmasa da tatminkar derecede “x” ekseninden uzakta...Sağol Tanrım :)

Düş bahçesi

Varolan en güzel bahçeyi yarattığınızı düşünün.Her yanında çiçekler,renkli renkli kelebekler olan ve yağmur sonrası vazgeçemeyeceğiniz güzellikte bir toprak kokusuna sahip bir bahçe.Hiç üşenmeden tek bir günü atlamadan bakımını yaptığınız,her yaprağın sizin için önemli olduğu bir bahçe...Gece,ayın tam üzerinde parladığı,güneşinse gündüz vakti bunaltmayan sıcak ellerini esirgemediği bir bahçe.Yabancıların,kötülüklerin,hüzünlerin girişinin yasak olduğu bir bahçe.
O bahçenin yerini çok tesadüfi,çok şairane elde ettiğinizde kimsenin size “ Sakın kapıdan dışarı çıkma” demediği bir yer...
Dışarıda olsam da artık,bir yerlerde o bahçenin varolduğunu bilmek bile yeterli artık sanırım.Belki öylesine gezinirken tekrar göreceğim,belki ölene dek rüyalarımda olacak ama ne olursa olsun “gerçek” olan bir bahçe...

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Gerçekten de pardon...

Pardon, bakar mısınız ?
Tanışmış mıydık ?
Sevmiş miydim ben sizi hiç ?
Sevişmiş miydik?
Pardon daha önce konuşmuş muyduk ?
Yürüyüp çıkmazlarda yorulmuş muyduk ?
Yüzünüz ne kadar da aşina !
Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim
Gözünüz öyle uzak bakmasa
Sizi tanıdığıma yemin ederim
Peki bu şarkıyı hatırlar mısınız ?
Pardon bakar mısınız ?
Adınız neydi sizin ?
Baş harfini göğsüme
Yazmış olabilirim
Pardon daha önce nerdeydiniz ?
Geçtiğiniz yollara düşmüş olabilirim
Yüzünüz ne kadar da aşina !
Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim
Gözünüz öyle uzak bakmasa
Sizi tanıdığıma yemin ederim
Belki bu şarkıyı hatırlarsın

2 Ağustos 2009 Pazar

Kör

Kör olduğumu,göremediğimi umuyorum...Şayet kör değilsem çok fena...