25 Aralık 2014 Perşembe

Yapma Almılaaaa Yapma!

Kahve içiyoruz,
Saat 22:00...
Almıla anlatıyor biz dinliyoruz...
Çok sevmiş...9 senedir başka kimseyi sevememiş aslında...
Çok dirayetli anlatıyor ama, ağlama yok, seste titreme yok...
Ve orada Ezgi çıkıyor sahneye "Peki madem sonrasında aradı seni neden denemedin tekrar?" , bir anda gözleri doluyor ve ağlamaya başlayarak "benden ayrıldıktan 1 hafta sonra başkasıyla olan biri acaba gerçekten beni seviyor muydu ki ben onunla bir daha deneyeyim"...

Aradığında da vicdan azabı çekiyordu dedi sonra... Benden sonra hemen biriyle olduğu için, bana bunu uzun süre söyleyemediği için... Sadece vicdan azabı. Sevgi başka bir şey...

Demek ki bazıları durum ve zamandan bağımsız analiz yeteneğine sahip... Tebrik ediyorum!

Sonra Nişantaşı'na gittik... Boş boş dolaştık, kahve içtik...

--------------------

Evlilik ne kadar güzel bir yandan da o kadar kötü değil mi? Her gün seni seven birinin yanında olmak huzurlu ama üstüne binen sorumluluklar ve "idare etme" sanatı zor... Eski Ezgi iyi ki evlenmemiş :) katil falan olabilirmiş... Tüm akıl sağlığımızı ve sicil temizliğimizi annesini kaybeden Ezgi'ye borçluyuz...

--------------------

Bir de etrafımda bitmeyen bir ilişki dramı var... Olmuyorsa olmuyor bırakın gitsin diyesim geliyor ama tabii susuyorum, ne haddime... Her şey olacağına varıyor zaten. Olmaz denen şeyler oluyor, asla denen şeyler rutinleşiyor... Gelecekte de hep beraber çok şaşıracağımıza eminim...

--------------------

Son olarak da yasak aşklardan bahsetmek istiyorum. Bu noktada da hikayedeki erkek karekter ve onun gibi tüm erkekler evlerden uzak olsun diyorum....

-------------------

Herkese bir Almıla,
Daha aydınlık yarınlara!

:)

16 Aralık 2014 Salı

Mutluyum

Uzun zamandır ilk defa mutluyum...

Sanırım büyüdükçe insan hissizleşiyor, acımasızlaşıyor. Ne üzülüyor ne seviniyor ne de alışkanlıklarından vazgeçiyor insan... Bu da gerçekten sevinmesine izin vermiyor herhalde...

Beni neyin mutlu olduğunu 31 yaşıma 2 ay kala bulmam da biraz acı ama ne yapalım geç olsun güç olmasın diyoruz,

Bu da geçecek, Borsa gibiyim çünkü :) ama yine de güzel... Gene o enerjiyi buldum kendimde...
-----------------------------------

-Babamın kanseri yayılmamış çok fazla... 3-6 ay demişlerdi 1,5 seneye gidiyoruz...Daha da gideceğiz, artık eminim,

-İnsanları değiştirmekten vazgeçip kendimi adapte etmeyi öğrendim sanırım. Beklentimi düşürmeyi keşke 5 sene önce öğrenseydim ama gene şükür diyorum, geç olsun güç olmasın,

------------------------------------

Bir de tabii değişmeyen bombalar var...
Eski yarinin kız arkadaşlarından biriyle çıkması vb Bana ters geliyor hala, tuhaf geliyor... Bu yüzden 2011'de kudurmamış mıydım? Ama şimdi o kadar sakinim ki, oluuuuur her şey oluuur diyorum. Oluyor, daha da olacak... Daha çoook şey olacak


Hadi sevgiler şimdilik

3 Aralık 2014 Çarşamba

Babam ve arkadaşı :)

büyümek kadar sıkıcı bir şey yok. "Kütük Sendromu" olarak adlandırılan durumun içinden bir türlü çıkamıyorsunuz,
derkeeeen babam ve yeni arkadaşı hayatıma heyecan getirdi :)
yürü be baba!
"hayat kısa" demişlerdi de sen de "hayat kısa ve güzel"i kanıtlıyorsun bana :) :) :)

Zekiko&Mimiko&Ezgi&Aycan


Bekarlığa veda Madrid seyahatimizden önce asıl beklenen erken yılbaşı kutlaması!
24 yaşına dönemem ama dönmüş gibi hissedebilirim :)
Tek şart uyuma düzenini Zeki yapmasın :)
27 Aralık büyük gün!

12 Kasım 2014 Çarşamba

Hey Anam Hey

Bana karşı anlayışlı davranan tek kişi terzimdi.
Her gördüğünde yeniden alırdı ölçülerimi.
Onun dışında herkes önceki ölçülerin bana hep uyacağını sandı.

9 Ekim 2014 Perşembe

kokun gitmiş :(


Mecaz anlamından tamamen arınmış, tam anlamıyla bünyemde hissettiğim bir nefes alamama yaşadım dün akşam... Her gün azalan ailemizde bir kişinin daha ölüme daha hızlı koşmaya başlamış olmasından mı yoksa bende günden güne artan Nesroş özleminden midir bunlar bilemem...
 

“Ölüme hazırlanmak” diye bir şey var... Gerçekten var...

Hem de bu sefer seneler yok önümde, ihtimaller yok.Her biri bir gün gibi geçen saniyeler, şanslıysam aylar...

Peki ne kadar hazırlanabilirim? Ne kadar hazırlanırsam hazırlanayım hazır olur muyum? Hazır olduğumda yaşamı her gün sorgulamaktan vazgeçer miyim?

Herkesin dışarıdan çok güzel gördüğü, maddi olarak güçlü olduğum, kariyerimde levelımın her gün yükseldiği, özel sağlık sigortamın sınırsız, arabamın son model ve masrafsız olduğu bir dünyaya uyanıyorum...Ama her gün, her sabah Mecidiyeköy’de soğuk ve rahatsız kanepe bozmasında, karşı yatağımda annemin ağzı açık uyuduğu sabahlara uyanmak istiyorum. Bir adidasın çok değerli oldu, annemin turşu yaptığı, denizde sarıldığımız ve boynunun omzuna doğru tarafından kokladığım günlere uyanmak...

Abim, eşim, teyzelerim, halam, arkadaşlarım... Beni çok seven çok kişi var yanımda. Ama o yokken yok işte... Hayır depresyonda falan da değilim...Tam tersine daha çok asılıyorum hayata...Asıldıkça yoruluyorum, yoruldukça nefessiz kalıyorum. Sonra gene asılıyorum... Böyle böyle günler geçiyor...

Annem öldükten 2 ay sonra evlendim, 4 ay sonra babamın siroz ve son evrede karaciğer kanseri olduğunu öğrendim, 5 ay sonra fabrika müdürü oldum... Her geçen gün de daha çok okuyorum, etrafımda, uzağımda olan her şeyi daha çok merak ediyorum ve senelerdir ilk defa kendimi bu kadar geliştiriyorum, haftada 3 gün spor yapıyorum, artık hiç içki içmiyor, hiç sarhoş olmuyorum.

 
..................

Aslında ben hep zaman geçiriyorum anne...

Sensiz zaman nasıl geçer bilmediğim, geçen zamandan zevk almadığım için ben ne yapacağımı bilmiyorum ... Son giydiğin gömleğin üstünde kokun bir kaç ay öncesine kadar vardı. Görüyorsan biliyorsundur hiç de çok ağlamadım. Hiç de telef etmedim kendimi. Ama kokun gitmiş...Aylardır özenle sakladığı gömleğinden tüm ter kokun gitmiş...Teyzeme sarılıp o kadar ağladım ki...Belki çoktan gitmişti ama ben duyuyordum o kokuyu hala. Unutuyor muyum anne kokunu?  Videolar olmasa sesin de mi kalmayacak?

...................................

 

Ya babam? Sen de görüyor musun olanları... Artık o da sana kavuşmak istiyor, hissediyorum. Hak vermiyor da değilim, hangimiz istemiyoruz ki seninle tekrar olmayı bir an önce... Umarım vardır başka bir hayat...Bir de yoksa ne acı... Bedeninle beraber sana ait her şey mi yok oldu gömleğindeki o koku gibi?

Ya babam da gidince?

Herkes gitti anne, herkes gidiyor...

Ama kalanlarla mutlu olmaya çalışıyorum. Yoksa ben istemedim mi taşınmak İngiltere’ye, 1+1 ev tutup mevcut hayatımdan ve geçmişimden kimseyle görüşmeyip bencil ve günlük bir hayat yaşamayı... Ama artık hastalıklı Ezgi değilim. Annesinin ölümünden korkan o kız yok ki artık...Çünkü annesi yok...

Aptalca ama çok güçlü olduğuna inandığım bağlar var...biri seninle aramda... kalbinin durduğu saniye nefes alamamam, son sözünün bana” görüşürüz kızım” olması ve benden başka kimseye başka bir şey dememen... Beni düşünen,seven insanlar da var anne.. Sesimin bir ton değişmesine ağlayan bir dayım, etrafımda pervane olan bir eşim, senden sonra 180 derece dönen ve çok iyi bir evlat olan abim, hepsi beni kimselere değişmez, eminim... Ama bağ başka bir şey... Bağ senin en kötü olduğumda bana sarılman, bir bakışın... Ama başka insanlar da var,yanımda olan, olmayan ama bir şekilde en kötü zamanlarda beni düşündüklerine ve hissettiklerine emin olduğum...

 Beni çok sevenler için zaten o hastalıklı kız olmadım...Onların sayesinde hala gülüyorum, ağlarken insanlara sarılıyorum ve hala insanlara güveniyorum...  Bağımın olduklarıysa bana bu fani evrende bir tılsım olduğunu kanıtlıyor... Seninle bağıma inandırıyor, mutlu ediyor, güç veriyor...

Umarım beni görüyorsundur ve umarım bir gün kavuşuruz...

8 Ekim 2014 Çarşamba

heyecan dorukta...

döndük Viyana'dan,
kargo geldi gelecek, geldi gelecek,
duman camda, Duygu camda, ben camda,
hadi gel annem gel annem :)

26 Eylül 2014 Cuma

işte böyle...


Uzun sohbetler var aklımda...
Beynime resmini çektiğim anlar...
Bazı şarkılar var, ilk notasını duyduğumda gözlerimi dolduran ya da yüzümü güldüren...
Çok özledim sizi...

16 Eylül 2014 Salı

Yaşlanma

Kokusuyla sarhoş olma huyum yeni çıktı... Gece dışarı çıkmak bile istemiyor canım...
Önce depresyon dedim ama bildiğin yaşlanıyorum...
Hemen hayata karşı atak başlattım... Liseden beri haftada 3 gün spor yaptığımı ve çok afedersiniz bu kadar sıkı ve şekilli olduğumu hatırlamıyorum...
Evet kendimi spora verdim, yaşlanmayacağım...
Bir de babam gibi resmi dairelerde sinirlenme huyu edindim... Allah'tan hala babam gibi bağırıp çağırmıyorum zavallı memurlara ama nazik konuşurken yüzüm kızarıyor, kalbim hızlı hızlı atıyor ve ortamı yakmak istiyorum :)
Sadece bunlar bana mı oluyor yahu...
Bir de durmadan "çocuk yapma" gerekliliğini vurgulayan büyüklerim ve daha da acısı akranlarım var etrafımda!
Bu dünyaya çocuk getirmenin ne derece doğru olduğunu sorguladığımı, deli gibi çalıştığımı ve daha henüz 1 senelik evli olduğum gerçeğini herkes göz ardı ediyor ve evlendik ya, çocuk sevmek istiyor..

Ben daha kuzenlerin ufak çocuklarını 1 saat oyalayamıyorum yahu!
Evde bir çocuk yetiyor bana...
Lütfen şimdi gidiniz ve 2 sene sonra yorumlarınızın neden mantıklı olduğunun başlıklarıyla geri geliniz...
 

24 Ağustos 2014 Pazar

Formidable

Mads Mikkelsen'in yaptığı bizim hoşlanmayacağımız bir şey arıyoruz Bertan'la, henüz bulamadık...
                                                        * kütük sendromundaki "beni" ağlattı...
Filmi izlerken olması gerektiği gibi babam geldi aklıma ve sonra şaşırdım... 3-6 ay demişlerdi (nazarlardan uzak...) 1 seneye yaklaştık babacım...Olması zor / imkansız denen şeylere karşı ailece direncimiz var herhalde... Bir de babamda olan tatlı başa çıkma yöntemleri... Ya da belki anlaşması vardır, kızım henüz kaldıramaz biraz daha buralardayım diye...  


                                  *hazır değilim gerçekten daha... Biraz daha dayanırsan süper olur... 
                                                                                               Topişin....

Aman neyse haftaya güzel şeylerle başlayalım...

Eski sevgili ve eski sevgilinin yeni sevgilisi üzerindeki etkimi yanlışlıkla test eden Gaye ve Zeki beni güldürdüler...Bu testin sonucunda Allah'ım sana şükürler olsun dedim bir kere daha :) Bütün kızların ortak takıntısı / ilgi alanı herhalde sevgililerinin "ex"leri ... Yoksa kendimi özel falan hissetmedim ama istemsizce çok güldüm...  

Bir de yeni adamım var...Dünyanın en tatlı heriflerinden biri... Stromae!

Your were wonderful
I was so pathetic
We were wonderful






11 Ağustos 2014 Pazartesi

17 Temmuz 2014 Perşembe

1 sene

Süre azaldıkça nefesim kesiliyor, geceleri uyanıyorum, arabada giderken çıkan bir şarkıya ağlamaya başlıyorum...
Giderken bile hep inandığım şeyi kanıtladın bana...
03:49'da nefesim kesilmişti, bir kaç dakika sonra telefonum çalmıştı... Annenizi 03:49'da kaybettik diye...
Gerçekten de özel bir bağ varmış aramızda ve bünyem bana oyun yapıp gün yaklaştıkça aynı anı yaşatıyor...

..............................

Beni üzgün gören ufaklık kuzenimin de "ben" olduğunu iddia ettiği resim aşağıdaki gibi anne...
Şu döneme çok uygun,




7 Temmuz 2014 Pazartesi

Son Yazı…


Hep bu dertleştim buradan. Manik depresif ruh hallerim, mutlu anlarım, mutsuzluklarım hep buradaydı…

Sadece hayatımda “en değerlilerim” dediklerime verdim bloğumun adresini,

Kaç senedir yazıyorum ben bile hatırlamıyorum. Okulum, aşklarım, işim, her şey burada…

Ama yanlış anlaşılmalar olsun istemem. Sırf bu yüzden”Tag” de kullanmıyorum ama o zaman da her şeyi üstüne mi alınıyor insanlar?

Hiç de bu kadar açık yazmamıştım şimdi yazacağım gibi…

Bir insan var ki düzenli okuyor beni, bu yazım sadece ona yazılan ve onun için son kez yazılan yazı…

Son 2 yıldır “ Keşke sadece, hep arkadaşım olsaydı” dediğim kişiye,

Çok iyi tanıdığımı sanıp, aslında kendimle beraber onu da hiç tanımadığımı gösteren kişiye (bu bir kızgınlık cümlesi değildir asla J)

Sarhoş olduğum için net hatırladığım tek kare olan ve son kez onu gördüğümde bana son sözleri “Senden nefret ediyorum,” olan kişiye...

Aslında artık bir şey yazmanın bana bile anlamsız geldiği kişiye…

Bu yazıyı yazarken tüm geçmişte kalan gururumu ya da mevcut durumumu kenara koyduğum kişiye…

4 sahne var gözümün önünde, gülümseyerek hatırladığım, anahtar sözcükleri; gitar, playstation, lithium ve beşiktaş sahilde çay… Onu da kendimi de çok kırmış olsam da,  o da beni çok kırmış olsa da (o “aaa neden, ben bir şey yapmadım” dese de muhtemelen) bu 4 sahnede hala gülümsüyorum…

Hep korkularım vardı, hayatım boyunca… O’nu tanıyınca da vazgeçemediğim… Evet sorunlu bir insandım, hırslıydım, bazen bencil bazense çok saftım… Ama hiçbir zaman kötü olmadım bilerek… Neyse bu kısmı kapanış kısmında yazmalıyım sanırım, ortada yazacaklarıma savunma gibi oldu, savunma yok halbuki… Neyi, kime, neden savunayım?

Gülümsemeye geri dönelim… 4 sahne var benim gibi balık hafızalı birinin çok net hatırladığı… Kızgın olduğum dönemde hiç gelmiyordu bile aklıma, tek aklıma gelen benden nefret ettiğin, benim senden nefret ettiğimdi… Ama o kadar kısa sürdü ki… Annemin kaybıyla daha çok fark ettim yokluğunu. Bu yokluk öyle sanıldığı gibi olmaması gereken bir ilişki yokluğu değildi.. Gitardı, playstationdı, lithiumdu ve Beşiktaş' ta içilen çaydı… Kötü anıların çok öncesiydi, çok ötesiydi. Sanırım artık senin bile anlayamayacağın, zamanında gerçekten anladığına inanmak istediğim ama artık  pek  de önemi olmayan bir durum işte… O zamanlar çok özledim seni… Hatta kafam bile karıştı “ ya nasıl özlüyorum” diye… Yani bu durumda, bu konumda, ben bir başkasıyla bu kadar mutluyken. Sonra neyi özlediğim netleşti. Yoksa kendimi tanıyorum, başka türlü özleseydim mutluluğun mutsuzluğum olabilirdi. Ama senin mutlu olduğunu düşünmek de beni gerçekten mutlu ediyor. Yani senin düşündüğünün aksine ben senin kötülüğün içi yeryüzüne gönderilmiş falan değilim. Sadece sarhoş, hırslı ve sorunlu bir kızdım diyelim. Sana asla ayıp ettiğimi falan da düşünmüyorum… Ancak senin ayıp ettiğin kişiler olabilir geçmiş hikayemizde… Sana tek ayıbım bana mutlu olduğunu söylediğinde inanmamamdı… Bu nedenle çok özür dilerim…

Senin için öneminin kalmadığını da hatta bizim yüzümüzden (benim demiyorum, seni de katıyorum, son “biz” eylemimizdi çünkü) çok kötü zamanlar da geçirdiğini tahmin edebiliyorum, ama sonunda mutlu haberlerini almak güzel… Umarım en derinlerde her zaman o iyi, anlayışlı kişi olarak kalırsın…

Bende de durum çok değişti… Yani madem ömür boyu arkadaşım olamayacaksın, son yazımda yazabilirim… Büyüdüm artık. “Küçüğüm” derken bana çok doğru söylüyormuşun… Çok küçükmüşüm… Sen gidene, annem ölene, babam siroz-kanser olana kadar büyümemişim… Hayat büyüttü beni, ben yaptıklarım ve sonuçlarıyla büyüttüm… Hep derdin ya “hayat çok kısa, mutlu olmak bu kadar zor değil” diye… Bazen katılıyorum bazense anlayamıyorum seni… Ama dönüp tüm yazıyı okusam ya da yaşadıklarımıza baksam tek diyebileceğim keşke zamanı durdurabilseydim, geri dönebilseydim, benden nefret etmene sebep olmasaydım ya da senden bir zamanlar nefret etmeseydim… Burada da gene önemsiz bir noktaya geliyoruz ve Yalın’dan “Keşke” eski dostluğumuza gidiyor, tek fark şarkılar sana yazılmıyor artık J

Ben senin sırlarını hala tutuyorum (bilmiyorum sen tutuyor musun sana verdiğim sırları ama J). Ve şimdi hangi anı olduğunu söylemenin pek bir anlamı yok sana ama bir şey var, her konusu geçtiğinde seni düşünüp kopuyorum J

Uzun lafın kısası, sana yazılacak bir şey yok artık, dostluğa ve paylaştıklarımıza dair güzel şeyler kaldı geçen süre sonucunda aklımda… Ben sana tüm sözlerimi tutuyorum hala, arkadaşıma tutuyorum ama yanlış anlaşılma olmasın pls… 26 mayısta da IKEA’da alt otoparkta olacağım, senin gelmen iyice zorlaştı ama birbirimize son sözümüzdü bu. Gelmeyeceğine de eminim ama ben o otoparkta birbirine söz veren hayalperest arkadaşları seviyorum, onlar çocukluğumdan, gençliğimden, annem varken mutlu olduğum anlarımdan ve geçmişteki büyük aşkımdan bana güzel birer hatıralar. Bunu da yerine getirip sözümün kalmamasına rahatlayacağım…

Sen de iyi hatırlıyorsundur beni umarım. Kötü hatırlıyorsan da hala öz eleştiride zayıf yanların var demektir, sen de az hıyarlık etmedin çünkü bana J

Bundan sonra bloğu okumana gerek yok… Gerisi benim manik depresif hallerim olur, lezzetli çipetpet olmaz J Yazmak iyi geliyordu aslında, yani bu blog benim özel bölgem… İstediğimi, istediğim gibi yazabilmem iyi geliyordu ama o değeri verdiğim kişilerden bir gün çıkar, yanlışlıkla biri adresi öğrenir ve okur, yanlış anlar, hoş olmaz diye başka bir yöntem buldum bazı başlıklar için diyelim…
Mutlu olduğuna eminim, en iyi dileklerim seninle, daha da mutlu olmanı umuyorum…
Ps: o kırmızı içkiden içerken de aklıma geldin geçen, cidden pahalıymış, tekrar sağol J


1 Temmuz 2014 Salı

Biraz depresyon kadınlığın şanındandır


Bazen seçimlerimi sorguluyorum...
Şimdi nerede olurdum, ne olurdu...
Ama ne olursa olsun annem yanımda olmayacak, babam da hasta olacaktı...
Büyümek ne zormuş...
"Küçük" kalsaydım iyiydi...

Çoluk çocuk

Herkes doğuracak, eli kulağında...

18 Haziran 2014 Çarşamba

Ekibe atar yapmak

Ben ki ne kadar kuzu gibi ne kadar uyumluydum, beni bunlar çileden çıkardı...
Sadece işte değil özel hayatımda da böyle olmadı mı sanki?
Ayol düşünüyorum, düşünüyorum da evet ben de masum değilim ama siz iyi b.k mu yediniz çok affedersiniz. "Ezgi hatalı", " Ezgi kötülük düşünür" derken siz çok mu masum olduğunuzu sandınız?
Başta sevkiyatı atlayan depo ve lojistik şefime, anamın doktoruna, geçmişte bana kendimi cadı hissettirmiş, güvenilir ve sonsuza dek olacağını sandığım kendini kandıran sevgili arkadaşlarıma selam olsun...
Atarlıyım leyn bugün...

16 Haziran 2014 Pazartesi

Bin şükür, tatil geldi

Heyecanla beklediğim o an geldi işte...
Aylardır sıcak kumların üzerinde soğuk bira içip denizi seyretmek istiyorum.
Bir de Seval'ımın da belirttiği gibi denizden çıkış sigarası var...
Dönüşte de Avrupa tatilimizi bekleyebiliriz...


#direnEzgi

3 Haziran 2014 Salı

Annesinin kuzusu

Cem Yılmaz'ın da dediği gibi "Dur oğlum! Sakin oğlum" haline geldim,
Çok şey yazmak istiyorum, ama yazmak için açtığımda dökülmüyor kelimeler...
Büyümek çok kötüymüş, tüm sevdiklerinin birer birer gittiğini görmek...
Kendimi minik hamsterım Hacı gibi hissediyorum, oyuncağıma girip saatlerce dönen ve hep aynı noktaya gelen minik Hacı...

30 Mayıs 2014 Cuma

Amcadan korktuğum anlar

Falcı amcadan resmen korktum...
Bertan'ın isminden, babamın ismine,
İş yerimin adından, müdürüme,
Oturduğum evden, tüm geçmişimdekilerin ve benim burçlarıma,
Yaşanmışlara kadar her şeyi biler mi bir insan...
Bakalım yakın geleceklerde de başarılı şimdilik baya,
Orta ve uzun vadede başarılar dileyemiyorum kendisine...
Umarım yanılıyordur...

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Fallar fallanır

Bizim ailenin belli bir yaş grubuna dahilken yaşadığı problem herhalde "ben yapamayacağım, yürümeyecek" vb dırdırları...
Bu çiftimiz de ayrıldı...
Biz de bunun üzerine her genç kızın yaptığı gibi falcıya gittik...
Bu kadar tarih, bu kadar isim vb veren başka bir psişik ömrü hayatımda görmedim...
Eğer dedikleri olursa amcaya 10 puan...
Siz de üzülmeyin gençler, eninde sonunda herkes mutlu oluyor... Onunla olmadıysa başkasıyla olur...
Çok da iyi olur, çok da güzel olur.

ps: bir de ne zaman ne olacağı, neyin tersine döneceği belli olmaz

21 Mayıs 2014 Çarşamba

mayıs ayı dramları

Mayıs ayı her sene bol dramlı bir ay olmuştur nedense... Heh iyi gidiyoruz derken dün bomba üzerine bomba!
Bomba 1: Kız çok sever, çocuk gençliğini yaşamak ister ama kız çocuğa huzur verir, çocuk da ayrılamaz. Ayrıl arkadaşım ya da huzurunla kır kıçını otur. Kız dayanamaz ayrılır, sonra sabahlara kadar topluca ağla...
Bomba 2: iş arkadaşlığından bir adım bile ötede bir ilişkim olmayan arkadaşım gecenin köründe mesaj atar, ararım ne oldu diye, hüngür şakır ağlar, gidersin intiharı engelleme ekibi olarak

İnsan psikolojisi çok enteresan, her olayın yaşananlarla bağı var. Karşımda ağlarlarken dedim ki vay Ezgim sen ne büyümüşün anam ya... Gözün bile dolmuyor...
Gaddar mı oldum, akıllandım mı bilmem ama mayıslar da ne yaparlarsa yapsınlar daha az koyuyorlar seneler geçtikçe...

Bakalım önümüzdeki seneler neler göreceğiz...

20 Mayıs 2014 Salı

Pilates

Hayatın anlamını buldum!
:)

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Zeki ol!

Huzur ve mutluluk arasındaki farklılıkların listesini yaptım geçen gün ama uzun uzun yazmayacağım...
Öncelikle Zeki'nin evine dönmesi ya da akşamları 2 duygusal film izleme seanslarını kesmemiz lazım, yemin ederim duygusala bağladık...
Ne zamandır dinlemediğimiz şarkıları dinleyip şarap içiyoruz akşamları, sonra da sabah sallana sallana işe gidiyoruz...
Dünün koyan şarkıları;

www.youtube.com/watch?v=ELTVP4aqWAI

8 Mayıs 2014 Perşembe

Spiderman

Spiderman kadar acıklı bir aşk filmi izlememiştim...
İçim kıyıldı yeminle :S

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Do you know the truth?

*It would be different, if we could just give it another go-round.
 -Remember me. Try your best; maybe we can.

hadi Allah affetsin :)

Kilo kaybı

Hızlı kilo kayıplarımdan sonra tekrar diyet yapmaya başlayacağım aklıma gelmezdi...

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Çeçe Sineği

Çeçe sineği ısırığına maruz kalmış gibiyim,
Kafamı koysam da asırlarca uyusam,
Bir yandan da havalar çok güzel, bünyeyi zorlamak lazım dışarı çıkmak için...
Havalar güzelleştikçe iyi haberler gelmeye başladı, hayat da güzelleşiyor,
Hadi oğlum 2014 iyi gidiyorsun, bir de al şu uykuyu götür benden...

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Kaçınılmaz son

Seni çok özledim anne.. Hatıralarınla beraber onda gitti bugün,ben de aysel gürel içtim. Eko boy! Çilekli adını bilmediğim içkilerden! Ölmeden önce tekrar göreceğime emin olarak!

2 Mayıs 2014 Cuma

It is true!

İçimde pır pır var!

23 Nisan 2014 Çarşamba

Kırsal kesimde yaşayası gelmek

Çok tuhaf bir rüya gördüm dün gece,
Bu da ruh halimi bana anlatmakta yardımcı oldu,
Balıkçıydım, tuttuğum balıkları annem pazarda satıyordu,
Ayvalık gibi bir yerdeydik sanırım,
Kocam da dolmuş şoförüydü :)
Sanırım bir süre bu iyi gelebilirdi,
Artık etrafımdaki herkesin kanser olmasına, patronumun deli olmasına, verilen kararlardan mutlu olunmasına ama hayata alışamamaya vs çok alıştım,
Tek alışamadığım mecbur olmak herhalde...
Gitsek ya kırsala...
Kırsal iyidir...

21 Nisan 2014 Pazartesi

17 Nisan 2014 Perşembe

Ay selamı, Güneş selamı

Koşmak değil sıkıntı acele etmek...
Gerçekten hayat yoruyor insanı,
Bir bakmışın 30u da geçmişsin...
30 yıla dönüp baktığında aslında en dingin olduğun zamanın en acele ettiğin zaman olması şaşırtıcı...
E o zaman aya selam, güneşe selam olsun :)

9 Nisan 2014 Çarşamba

Oğlum bak git :)

Hollanda'dan arayan sevgili headhunter...
Şaka mısın :)


20 Mart 2014 Perşembe

- > *


-This is it. It's going to be gone soon.

*I know.

-What do we do?

*Enjoy it.

17 Mart 2014 Pazartesi

bir daha da drama izlersem...

Truth doesn't change only you lie better

20 Şubat 2014 Perşembe

Mayıs 2016


 
Annemli olan zamanları özlemekmiş bendeki dert…

Zaman geçtikçe kendini çözmek, hayatı çözmek, insanları çözmek en önemlisi de nedenleri bulmak tuhaf… Pişmanlıklarıma karşı elimde mevcut huzurum var…

Gene de alarm kurulan tarihte orada olacağım… Hırstan ya da meraktan değil… Yaramaz, mutsuz Ezgi ile yüzleşip vedalaşmak için…

İyi ki doğdum ben!

3 Şubat 2014 Pazartesi

...

Memory
All alone in the moonlight
I can smile at the old days
I was beautiful then
I remember the time I knew what happiness was
Let the memory live again

31 Ocak 2014 Cuma

Mucize diye bir şey yoktur


Nefret etmiyorum, hayret etmiyorum…

Ortalama yaşam süresi 10,7 ay denmesi bile üzmüyor beni, çünkü artık inanmıyorum…

İyileşti dediklerinde bir günde göçebiliyorsa insan 10,7 ay ortalama yaşam süresi 50 yıl olabilir,

Hayat bana “Asla olmaz” ın çok olduğunu gösterdi,

2014 sen “Asla olmazların olduğu” yıl ol…
Olmalısın...
E artık olacaksın...