17 Temmuz 2014 Perşembe

1 sene

Süre azaldıkça nefesim kesiliyor, geceleri uyanıyorum, arabada giderken çıkan bir şarkıya ağlamaya başlıyorum...
Giderken bile hep inandığım şeyi kanıtladın bana...
03:49'da nefesim kesilmişti, bir kaç dakika sonra telefonum çalmıştı... Annenizi 03:49'da kaybettik diye...
Gerçekten de özel bir bağ varmış aramızda ve bünyem bana oyun yapıp gün yaklaştıkça aynı anı yaşatıyor...

..............................

Beni üzgün gören ufaklık kuzenimin de "ben" olduğunu iddia ettiği resim aşağıdaki gibi anne...
Şu döneme çok uygun,




7 Temmuz 2014 Pazartesi

Son Yazı…


Hep bu dertleştim buradan. Manik depresif ruh hallerim, mutlu anlarım, mutsuzluklarım hep buradaydı…

Sadece hayatımda “en değerlilerim” dediklerime verdim bloğumun adresini,

Kaç senedir yazıyorum ben bile hatırlamıyorum. Okulum, aşklarım, işim, her şey burada…

Ama yanlış anlaşılmalar olsun istemem. Sırf bu yüzden”Tag” de kullanmıyorum ama o zaman da her şeyi üstüne mi alınıyor insanlar?

Hiç de bu kadar açık yazmamıştım şimdi yazacağım gibi…

Bir insan var ki düzenli okuyor beni, bu yazım sadece ona yazılan ve onun için son kez yazılan yazı…

Son 2 yıldır “ Keşke sadece, hep arkadaşım olsaydı” dediğim kişiye,

Çok iyi tanıdığımı sanıp, aslında kendimle beraber onu da hiç tanımadığımı gösteren kişiye (bu bir kızgınlık cümlesi değildir asla J)

Sarhoş olduğum için net hatırladığım tek kare olan ve son kez onu gördüğümde bana son sözleri “Senden nefret ediyorum,” olan kişiye...

Aslında artık bir şey yazmanın bana bile anlamsız geldiği kişiye…

Bu yazıyı yazarken tüm geçmişte kalan gururumu ya da mevcut durumumu kenara koyduğum kişiye…

4 sahne var gözümün önünde, gülümseyerek hatırladığım, anahtar sözcükleri; gitar, playstation, lithium ve beşiktaş sahilde çay… Onu da kendimi de çok kırmış olsam da,  o da beni çok kırmış olsa da (o “aaa neden, ben bir şey yapmadım” dese de muhtemelen) bu 4 sahnede hala gülümsüyorum…

Hep korkularım vardı, hayatım boyunca… O’nu tanıyınca da vazgeçemediğim… Evet sorunlu bir insandım, hırslıydım, bazen bencil bazense çok saftım… Ama hiçbir zaman kötü olmadım bilerek… Neyse bu kısmı kapanış kısmında yazmalıyım sanırım, ortada yazacaklarıma savunma gibi oldu, savunma yok halbuki… Neyi, kime, neden savunayım?

Gülümsemeye geri dönelim… 4 sahne var benim gibi balık hafızalı birinin çok net hatırladığı… Kızgın olduğum dönemde hiç gelmiyordu bile aklıma, tek aklıma gelen benden nefret ettiğin, benim senden nefret ettiğimdi… Ama o kadar kısa sürdü ki… Annemin kaybıyla daha çok fark ettim yokluğunu. Bu yokluk öyle sanıldığı gibi olmaması gereken bir ilişki yokluğu değildi.. Gitardı, playstationdı, lithiumdu ve Beşiktaş' ta içilen çaydı… Kötü anıların çok öncesiydi, çok ötesiydi. Sanırım artık senin bile anlayamayacağın, zamanında gerçekten anladığına inanmak istediğim ama artık  pek  de önemi olmayan bir durum işte… O zamanlar çok özledim seni… Hatta kafam bile karıştı “ ya nasıl özlüyorum” diye… Yani bu durumda, bu konumda, ben bir başkasıyla bu kadar mutluyken. Sonra neyi özlediğim netleşti. Yoksa kendimi tanıyorum, başka türlü özleseydim mutluluğun mutsuzluğum olabilirdi. Ama senin mutlu olduğunu düşünmek de beni gerçekten mutlu ediyor. Yani senin düşündüğünün aksine ben senin kötülüğün içi yeryüzüne gönderilmiş falan değilim. Sadece sarhoş, hırslı ve sorunlu bir kızdım diyelim. Sana asla ayıp ettiğimi falan da düşünmüyorum… Ancak senin ayıp ettiğin kişiler olabilir geçmiş hikayemizde… Sana tek ayıbım bana mutlu olduğunu söylediğinde inanmamamdı… Bu nedenle çok özür dilerim…

Senin için öneminin kalmadığını da hatta bizim yüzümüzden (benim demiyorum, seni de katıyorum, son “biz” eylemimizdi çünkü) çok kötü zamanlar da geçirdiğini tahmin edebiliyorum, ama sonunda mutlu haberlerini almak güzel… Umarım en derinlerde her zaman o iyi, anlayışlı kişi olarak kalırsın…

Bende de durum çok değişti… Yani madem ömür boyu arkadaşım olamayacaksın, son yazımda yazabilirim… Büyüdüm artık. “Küçüğüm” derken bana çok doğru söylüyormuşun… Çok küçükmüşüm… Sen gidene, annem ölene, babam siroz-kanser olana kadar büyümemişim… Hayat büyüttü beni, ben yaptıklarım ve sonuçlarıyla büyüttüm… Hep derdin ya “hayat çok kısa, mutlu olmak bu kadar zor değil” diye… Bazen katılıyorum bazense anlayamıyorum seni… Ama dönüp tüm yazıyı okusam ya da yaşadıklarımıza baksam tek diyebileceğim keşke zamanı durdurabilseydim, geri dönebilseydim, benden nefret etmene sebep olmasaydım ya da senden bir zamanlar nefret etmeseydim… Burada da gene önemsiz bir noktaya geliyoruz ve Yalın’dan “Keşke” eski dostluğumuza gidiyor, tek fark şarkılar sana yazılmıyor artık J

Ben senin sırlarını hala tutuyorum (bilmiyorum sen tutuyor musun sana verdiğim sırları ama J). Ve şimdi hangi anı olduğunu söylemenin pek bir anlamı yok sana ama bir şey var, her konusu geçtiğinde seni düşünüp kopuyorum J

Uzun lafın kısası, sana yazılacak bir şey yok artık, dostluğa ve paylaştıklarımıza dair güzel şeyler kaldı geçen süre sonucunda aklımda… Ben sana tüm sözlerimi tutuyorum hala, arkadaşıma tutuyorum ama yanlış anlaşılma olmasın pls… 26 mayısta da IKEA’da alt otoparkta olacağım, senin gelmen iyice zorlaştı ama birbirimize son sözümüzdü bu. Gelmeyeceğine de eminim ama ben o otoparkta birbirine söz veren hayalperest arkadaşları seviyorum, onlar çocukluğumdan, gençliğimden, annem varken mutlu olduğum anlarımdan ve geçmişteki büyük aşkımdan bana güzel birer hatıralar. Bunu da yerine getirip sözümün kalmamasına rahatlayacağım…

Sen de iyi hatırlıyorsundur beni umarım. Kötü hatırlıyorsan da hala öz eleştiride zayıf yanların var demektir, sen de az hıyarlık etmedin çünkü bana J

Bundan sonra bloğu okumana gerek yok… Gerisi benim manik depresif hallerim olur, lezzetli çipetpet olmaz J Yazmak iyi geliyordu aslında, yani bu blog benim özel bölgem… İstediğimi, istediğim gibi yazabilmem iyi geliyordu ama o değeri verdiğim kişilerden bir gün çıkar, yanlışlıkla biri adresi öğrenir ve okur, yanlış anlar, hoş olmaz diye başka bir yöntem buldum bazı başlıklar için diyelim…
Mutlu olduğuna eminim, en iyi dileklerim seninle, daha da mutlu olmanı umuyorum…
Ps: o kırmızı içkiden içerken de aklıma geldin geçen, cidden pahalıymış, tekrar sağol J


1 Temmuz 2014 Salı

Biraz depresyon kadınlığın şanındandır


Bazen seçimlerimi sorguluyorum...
Şimdi nerede olurdum, ne olurdu...
Ama ne olursa olsun annem yanımda olmayacak, babam da hasta olacaktı...
Büyümek ne zormuş...
"Küçük" kalsaydım iyiydi...

Çoluk çocuk

Herkes doğuracak, eli kulağında...