19 Ekim 2015 Pazartesi

Yarım...

Sevgili Annecik ve Babişko,

Neler mi oldu?

Ülke her gün daha kötüye gidiyor, "Baba ben bu ülkeden gitmek istiyorum" dediğimde "Bu ülke daha kötülerini gördü, her şey düzelecek" diyecek Atatürkçü babamı özledim....
"Baba, ben Demirtaş'ı seviyorum" dediğimde "Sevme kızım" diyecek ulusalcı babamı özledim...
"Anne, beni Geleceğin Genel Müdürü programına almışlar, terfi de ediyorum" dediğimde "Ahhh kızım, belliydi, tabii kızım tabiii kim olacaktı başka" diyecek annemi özledim...
"Anne, Devrim artık beni çok zorluyor, her gece 5 kere uyanıyorum" dediğimde "Tabii kızım tabii biz sizi kolay doğurmadık" diyecek annemi özledim...
Her kötü olayda, her iyi gelişmede elim telefona gidiyor... Hala ve hala... Sizi aramak istiyorum... Artık ağlamasam da dengesiz davranmasam da büyümüş olsam da her şey yarım. Tüm üzüntülerim, tüm sevinçlerim yarım. Korkularım kocaman oluyor içimde sizsiz, yalnızlığım büyüyor gibi.
Umarım vardır yaşam sonrası denen şey ve birliktesinizdir, beni görüyorsunuzdur, torununuzu görüyorsunuzdur, tüm paylaşamadıklarımı tüm yarım kalanları görüyorsunuzdur...
Her şey yarım ama en azından boş değil... Eski Ezgi'yi terk etmediniz, olgunlaştırdınız, güçlendirdiniz, ikiniz de son nefesinizi vermeden en son benim elimi tuttunuz...
Yani bir yandan çok dramatik gibi gözükse de gidişiniz bile beni büyüterek oldu...
"Anne, baba sizi çok özlüyorum" dediğimde "Bizsiz de çok güçlüsün artık kızım" diyorsunuz biliyorum...
Bu sıkıcı ve zalim Dünya'dan sevgilerle,

Topişko Ezgişko...