30 Kasım 2015 Pazartesi

HGB

40 saat süren sancının sonunda Bertan'la hala el ele tutuşmuş nefes alıp veriyorduk. 2 sancı arası 1 dakikaya düşmüşken o 1 dakikada bile uyuyakalmaya başlamıştım. Son 2 saat içimden "Sanırım hiçbir zaman doğuramayacağım" dediğimi hatırlıyorum. 9 ay süren diyet, sağlıklı yaşam, bel ağrıları, spor, yine en yakınlarına veda etmelerle geçen bir hamileliğin sonunda bir anda doğuracağımı ve her şeyin biteceğini sanıyordum açıkçası... Delikanlı kızı oynayıp epidural de istememem bel kemiğimin ikiye ayrılması hissini de saatlerce yaşamama sebep oldu. Doğumda bir doktor kayışla üstümde diğeri de vakumla altımda çalışırken hayatımda harcamadığım bir efor sergilememe ne demeli... Üstelik miniğim de artık yorulmuş ve kalp atışları yavaşlamaya başlamış. Bizim için acil sezeryan hazırlıkları ameliyathanede başlamış ancak benim bundan tabii ki haberim yok (iyi ki de yok). Neyse ki mosmor, kocaman ve bir o kadar da güzel geldin 4. ve son denemede...

Sonrasındaki 6 gün toplamda 8 saat uyumuşum... Aldığım tüm kiloların yarısından fazlasını o hafta vermişim zaten. Annem dahil başka biri için bu kadar uykusuz, hatta yaralı dayanabilirmiydim emin olamıyorum. Ama emin olduğum bir şey var; eğer senin geleceğini bilseydim yıllar önce evlenip yıllar önce çocuk sahibi olurdum.

İyi ki geldin bebeğim, iyi ki geldin Devrimim...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder